Genel

İşte Benim Stilim Gerçekten Mi?

İşte Benim Stilim Gerçekten Mi?
Reklam Alanı

“Nurella” kod adıyla artık içimizden biri olan Nur Yerlitaş, 3 yıldır yayınlanan “İşte Benim Stilim Yarışması’nın, psikolojisini bozduğunu, artık dayanamadığını ve jüriliği tamamen bıraktığını açıklamış.

Memnuniyetsizliğin, playback’in ve cinnetin en renkli hallerini seninle yaşamıştık. Modanın büyük bir neferiydin. Yolun açık olsun Nurella. İşte Benim Stilim Programı’nın yeni ilk 5’iyse şöyle;

Her bölümde birilerinin saçını, elbisesini ya da sözünü kesen bilge jüri Kemal Doğulu, Bütün derdini “darzsın” ya da “deyılsın” şeklinde anlatabilen minimal Türkçesiyle Ivana Sert, İnternet fenomeni, dj, make-up artist yeni transfer Kerimcan Durmaz, IQ düşüren yarışmaların dominant sunucusu Öykü Serter, ve ses tonundaki ani değişimlerle insanı durduk yere gerim gerim geren Uğurkan Erez.

Formattaysa hiçbir değişiklik yok. Bu sezonda da, diğer 6 sezonda olduğu gibi, senaryo icabı birbirlerinin tarzına yüzüne Allah ne verdiyse girişen, sinir, kıskançlık ve histeri gibi türlü çeşitli krizler geçiren, biplene biplene küfürleşip, bir çift pabuca “oha” filan oldurtacak paralar ödeyen yarışmacıları izleyip. Kadını kadına kırdırmanın sınırlarını ve “Bu kombinle nereye?” sorusunun cevabını keşfetmeye devam ediyoruz. “Iıı şimdi ben uzaylıymışım. Böyle bootie”lerimle bir renk antenlerim varmış. Nişantaşı’na uzaydan getirdiğim bir virüsü yaymaya gidiyorum.”

Yayın hayatına  yeni başladığı dönemlerde modaya dair az da olsa bir şeyler barındıran, tüm Türkiye’ye stiletto’yu, vintage’ı, star parçayı, snobe etmeyi döve döve öğreten İşte Benim Stilim, deliliğin kalesi haline gelmesine, gençlerin psikolojilerini bozduğuna dair onca şikayet ve cezaya rağmen bu sezonda da reyting’lerde Survivor’a eş gidiyor. Hmm, neden acaba? Eee izliyoruz çünkü. “Ay ben başkasının adına utanıp hemen kapatıyorum.” Demeyin, bazen yorgun argın eve dönünce, tekrarına denk gelince, bazen sosyal medyada “bu neymiş?” diye bazen de bile isteye bal gibi de izliyoruz.

Pembeli mavili, Şirinler Köyü’nü andıran dekoru yüzünden mi? Gerçek hayattakinin aksine, tüm kavgaların “Ay hadi bir dans et de içimiz açılsın.” Denildiği an tatlıya bağlanmasından mı? Başka bir galakside yaşıyor gibi giyinmiş güzel güzel kadınlar yüzünden mi? Bilmiyoruz. Çünkü bunun erkeklisini de yaptılar, tutmadı. Zeybekten oryantale, Rihanna’dan İbrahim Tatlıses’e geniş bir müzik ve dans şöleniyle hipnotize edildiğimiz için mi? Onu da bilmiyoruz. Yoksa başlangıç seviyesindeki Türkçeleri ve birbirinden tatlı psikolojik rahatsızlıklarıyla, yeni yarışmalara yarışmacı olsun diye yetiştirilen fenomen yarışmacıların yarışmacılık kariyerlerini desteklediğimizden mi? Hepsi ya da hiç biri.

Şimdi size toplumsal cinsiyet algısından, aman efendim şiddet olgusunun televizyondaki yansımalarından filan bahsedebiliriz ama bahsetmeyeceğiz. Çünkü yani şimdi ona gelene kadar üüüü üüff İşte evlilik programıdır, yarışmadır, dizidir, 3 saat olsun, 5 saat yutsun, tekrarı olsun izliyoruz yani. Yayınlandığı 1 saat içinde ömürden 10 yıl yiyen ana haber bültenlerini, o bunu almış bu bunu yemiş konulu magazin programlarını, reality Showların alayını, bunlar kesmeyince sokaktaki kaygayı, İnşaattaki kepçeyi, kaza yapan arabaları, akvaryumdaki balıkları izler gibi huzurla, neşeyle, merakla, suya sabuna dokunmadan izliyoruz. Aferin bize.

Reklam Alanı

Yazar Hakkında

Admin

Yorum Yaz

Yorum yazmak için tıklayın

Ne Düşünüyorsun?